Kültürel Ünlü Şahsiyetler

Giresun’un şairi: Can Akengin

Can Akengin
Can Akengin
Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Giresun’un en içli şairi Can Akengin‘i tanıtmak istiyorum bu yazımda sizlere. Asıl adı Ömer Avni olan şair, 1892 yılında Giresun Sultan Selim Mahallesi’nde doğar. Babası Bayazıtoğullarından Mahmut Kaptan, annesi Hürmüz Hanım’dır.

İlkokulu Giresun Kapukahve İptidaisi’nde okur. Ortaöğrenimini Giresun Kale Camii civarında kurulu bulunan Rüştiyede tamamlar. Liseye ise, çevre il ve ilçelerin diğer gençleri gibi Trabzon Lisesi’nde başlar. Ancak bir yıl sonra İstanbul’a gider. Lise öğreniminin ardından o zaman ki adıyla Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ne girer. Fakat 1. Dünya Savaşı’nın baş göstermesinden dolayı okulunu bitiremez. Bursa’ya akrabalarının yanına gider ve burada yıllarca çeşitli işlerde çalışır. Bu sırada kalbini bir güzele kaptırır ve Bursa’da şiirlerine konu olan aşkıyla tanışır. Artık edebiyatın büyülü dünyasını aşkla yaşamaya başlar.

Can Akengin‘in yazın hayatıyla tanışması önceki yıllara dayanır. 1910’larda “Giresun”, ardından da “Karadeniz” adlı gazetede bir süre A.Melih ve Can Akengin imzasıyla günlük konularla değinerek çeşitli makaleler yazar. Ayrıca Projektör imzasıyla da mizahi yazıları ve eleştirileri de yayınlanmıştır. Bu dönemdeki takma adlarından olan Can Akengin, giderek Ömer Avni’nin önüne geçer ve yaşamı boyunca kullanacağı adı olur.

İlginizi çekebilir:  En büyük eksiğimiz, ilerletilemeyen kültürümüz

Can Akengin 1919’da tekrar Giresun’a döner. Yazılarını Gazete Işık’a göndermeye başlar. Şiirlerinde daha çok mahalli dil ve hayat unsurlarını ön plana çıkaran Can Akengin’in, Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat akımlarından etkilendiği görülmektedir.

Akengin, yıllar önce Bursa’da tanıştığı aşkına kavuşmak için tekrar Bursa yoluna düşer ve burada nişanlanırlar. Fakat talihsizliktir ki evlenme hayali kurduğu nişanlısı kısa bir süre sonra vefat eder. Yaşanan bu olay genç şairimizi büyük bir buhrana sevk eder. Şu dizeler çıkıverir yüreğinden;

Gökte dönen ak yumaktan
Sağlanan gümüş kılaptan
İşliyordu enginlere
Rüyamsı bir sedef dere
Ey bu yatkın, tenha suda Yüzen gölge!
kan uykuda Dinlenirken bütün şehir,
Uyuşmuşken dağ, taş..
sen, bir Birbu”Can”ı uyanık bil
Yelkeni yok, ama
mendil Açmış hicran denizinde
Ağlar yiten yar izinde
Sevinçliyse yolcuların Menziline yetiş, “yar”ın

Bu durum hassas mizacı olan sanatçıyı derinden etkiler. Üzüntüyle tekrar memleketi Giresun’a geri döner. Fakat bu sırada ülkede de iç karışıklıklar baş göstermeye başlar. Giresun’un ve çevre illlerin önemli kültür adamlarından biri haline gelen Can Akengin, acısını kalbine gömerek bir süre daha Giresun’daki sanata karşı hizmet eder. 1923’te ilin kültürel etkinliklerinde önemli rol oynayan Bilgi Yurdu’nun başkanlığına getirilir. Bu yıllarda Can Akengin, Giresun’daki çeşitli tiyatro çalışmalarına da öncülük ederek şehirdeki sanatın alevlenmesine katkıda bulunur.

İlginizi çekebilir:  Giresun’un Yetiştirdiği Bir Gazeteci: Ali Avni Öneş

Fakat genç ve duygusal yüreği bu yoğun tempoyu artık kaldıramaz hale gelir. Daha sakin bir yaşamı tercih eder ve Giresun’un iç kazaları olan Şebinkarahisar ve Alucra’ya yerleşir. Burada genellikle tek başına, bazen de diğer köylüler ile birlikte yaşamını sürdürür. Giresun şehir merkezine bazı zamanlarda gelen sanatçı burada gençlerle söyleşiler yapıp, şiirler okuyup ardından tekrar yalnız hayatına geri dönmeyi tercih eder.

Sanat dolu hayatına, 31 Ağustos 1942‘de tedavi için götürüldüğü İstanbul’da veda eder. Naaşı Giresun’a getirilerek Yeni Mezarlıkta defnedilir. Dostları mezar taşına yalnızca iki dizesini kazıyarak yaşamının anlamını özetlerler: “Asıl gücüme giden, ayrılmaktır sevgiden”

Can Akengin’in ölümünden birkaç yıl sonra Giresun’a gelen şair Behçet Necatigil, arkadaşlarından onun şiirlerini dinler. Onunla ilgili yayımlanacak kitabın düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı günler Giresun Halkevi’nin yayın organı olan AKSU’da (cilt 5, sayı 52, Ağustos 1948) bir yazı yayımlar. İki bölümden oluşan “Can Akengin ve Eseri Hakkında Düşünceler” başlıklı yazının ikinci bölümünde, Akengin’in sanatçı kişiliğini irdeler. Eserleri sanatçının anısına “Can Akengin Şiirleri-Nesirleri” adıyla derlenerek 1944’te yayınlanır. Şiirleri 1973’te yeniden basılır.

İlginizi çekebilir:  Kültürden anladığımız, kültürün mantar olanı Mı?

Giresun adına birçok çalışmaya imza atan Can Akengin’in adı Giresun’daki önemli bir sanat galerisine ve Giresun Üniversitesi’ndeki anfi dersliklerden birine verilmiş olup günümüzde de yaşatılmaktadır.

BİR YOLCUYA

Yürü… yürü yoruldukça dayan
için için vınlayan telgraf direklerine
Onların fincan fincan eklerine
Uydursan da adımlarını
Yine bulamazsın yarını,
Kal iyisi mi
En kesimi:
Kal bu handa
Yâr değil, yurt değil, salt mezar var
Yarından bu yana

Can Akengin.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın