Röportajlar Sosyal Sorumluluk

Hastalara ömrünü adayan bir isim: Fırat Akyol

Yazan: Fatma Geçer
Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

3-9 Kasım tarihleri arası Organ Bağışı Haftası olması nedeniyle, bu uğurda 10 yıldır gönüllü olarak faydalı olmaya çalışan şehrimizin basın camiasından da tanıdığı Sayın Fırat Akyol ile bir söyleşi yaptık.

Fırat Akyol kimdir?

21.06.1972 Van doğumluyum. Babam Van’lı, annem Giresunludur. Ben 3 yaşındayken Giresun’a yerleştik. İlkokulu Namık Kemal’de, Ortaokulu ve liseyi Giresun Atatürk Lisesinde okudum. Açıköğretim Turizm Otelcilik 2.sınıfında öğrenimime devam ediyorum.

Hangi olay sizi organ bağışı konusuna yöneltti?

2003 yılında İlhan Özdemir devlet hastanesinde tedavi gören bir yakınımı ziyarete gittim. Ziyaret çıkışında diyaliz hastalarını gördükten sonra doktor ve hemşirelerle kısa süreli bir sohbet gerçekleştirdim. O an da kafamda kıvılcımlar oluştu. Çalışmış olduğum Tempo Tv’ye geri döndüğümde değerli arkadaşım Mustafa Cici ile konuyu paylaştım. Daha sonra İl Sağlık Müdürlüğü’ne giderek dönemin İl Müdürü Dr. Hasan Gökçeoğlu’na konuyu anlattık ve gönüllü olarak, organ bağışı konusunda çalışmak istediğimi belirttim. Kendisi çok memnun olacağını, gereken desteği vereceğini belirtti. Böylelikle hayatımı adadığım konuya ilk adımı atmış oldum.

Fırat Akyol için ‘’topluma hizmet’’ ifadesi nedir?

Sadece ‘organ bağışı’ konusunda değil, engelliler içinde yıllardan bu yana mücadelemi veriyorum. Çünkü hepimiz söylediğim konularda potansiyeliz. Her an bir organa ihtiyaç duyabilir engelli olabiliriz. Bundan dolayı toplumun her katmanına hizmet etmeyi bir gönül borcu bilen kişiliğe sahibim ve topluma hizmeti bu şekilde ifade edebilirim.

Bugüne değin yaptığınız etkinlikler nelerdir?

Giresun’da geçtiğimiz yıllarda organ bağış koordinatörlüğü yapan Dr. Ömer Bıçak, Dr. Sevilay Bektaş ile kurum, kuruluş, dernekler, okullar ve birçok yerde seminerler verdik. Organ Bağışı üzerine ‘’Ölüme Gol’’ adlı sergiyi önce Giresun’da sonra Trabzon’da açtım. Yine ‘Ölüme Gol’ adını verdiğim Giresun’dan başlayan ve Ankara’da sona eren yürüyüşü gerçekleştirdim. İlimizde bir ilki gerçekleştirerek Can Akengin Sanat Galerisi’nde ‘Kitap Kermesi’ açtık. Hayatın Ta Kendisi adlı oyunu sahneye koydum.

İnsanlar neden “Organ Bağışı” yapmalı?

Türkiye genelinde 80 binden fazla insan organ nakli bekliyor. Onların umudu bizleriz. Hayata yeniden tutunabilmek adına yıllarca zorluklar içinde mücadele veren insanlar için hiç beklemeden organ bağışı yapılmalı.

Organ bağışı konusuna yaklaşımlardaki zorluklar nelerdir?

Gönüllü olarak başladığım konu da doğrusunu söylemek gerekirse bende yeterli bilgiye sahip değildim. Zamanla yapmış olduğum araştırmalar, konunun uzmanlarıyla görüşmeler bilgi sahibi olmamı sağladı. Yaşadığım zorlukları aştıktan sonra işimin daha kolay olduğunu gördüm. Seminerler de, sergilerim de vatandaşın organ bağışı ve nakliyle ilgili yaşadığı sıkıntıları onlarla birebir konuşarak çözüm noktasına ulaştırmaya çalıştım ve bunda da başarılı olduğuma inanıyorum.

İlginizi çekebilir:  Bulancak Durağı - 360 Derece Panoramik Giresun

Şehrimizde umduğunuz desteği bulabiliyor musunuz? Destek konusuna bakış açıları nelerdir?

10 yıl önce insanlara organ bağışını söylemeye veya anlatmaya kalktığımızda pek fazla dikkate alınmıyorduk. Şimdi durumlar çok daha farklı. Bunun en büyük nedeni de vermiş olduğumuz seminerlerdir. Bilgi sahibi olan insanların yaklaşımları %100 değişti. İnsanlar desteklerini verirken ne yazık ki üst bürokratlar ve iş adamları vermiş oldukları sözleri bugüne kadar yerine getirmediler. Vatandaşlardan aldığım destekle yolumuza devam ediyoruz.

Duyarsızlık durumundaki en kilit nokta?

Organ naklinin çok önemli olduğu ve yaşamlara yaşam kattığı gerçeğinden yola çıkıyorum. Bu konu açıldığında (Bir gün sizin de organ bağışına ihtiyacınız olabilir, onun için iyi düşünün.) sözlerini en kilit nokta olarak söyleyebilirim.

Türkiye’de kaç tane organ bankası derneği vardır ve Giresun’da kaç yıldır faal durumdadır?

Türkiye genelinde çok sayı da dernek var ancak bizim derneğimiz daha farklı. Çünkü tek bir dalı kapsamıyor. Giresun’da iki yıldır aktif şekilde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Yakın çevrenizde organ bağışına ihtiyaç duyup zor durumda kalan veya hayatını yitiren oldu mu?

Ailem ya da yakın akrabalarımdan organ bağışına ihtiyaç duyup, hayatını kaybeden olmadı, ama sadece Türkiye’de değil dünyanın hangi köşesinde olursa olsun, organ nakli beklerken vefat eden insanların hepsi benim ailemden sayılır.

Fırat Akyol’a göre hayat ve anlamı nedir?

Yaşamak ve yaşatabilmek.

Yönetimde söz ve makam sahibi olsaydınız, organ bağışı ile ilgili yanlış olan neyi değiştirmek isterdiniz? Bunun için ilk hamleniz ne olurdu?

Şayet Türkiye Başbakanı olsaydım hiç tereddüt etmeden organ nakliyle ilgili yasayı yürürlüğe koyardım. Bunu açarsak; şu an ülkemizde organ bağışında bulunan ve daha sonrasında beyin ölümü gerçekleşen kişilerin sadece kornea’ları ( göz tabakası ) alınıyor. Diğer organlar için ailenin mutlaka onay vermesi gerekiyor. Böylesi durumlarda aile “hayır” dediği zaman organ nakli bekleyen hastaların umutları azalıyor. Onun için; sadece kornea’nın değil, bütün organların alınabilmesi yönünde yasa bir an önce çıkmalı. Böylesi önemli konu da komşumuz İran’ı örnek gösterebiliriz.

Dinimizin organ bağışı hususunda ölçüsü nedir?

Diyanet İşleri eski başkanlarından Ali Bardakoğlu, yapmış olduğu açıklama da organ naklinin kesinlikle caiz olduğunu belirterek herkesi organ bağışına davet etmiştir.

Organ nakli konusunda halkımızın bilmesi gereken en önemli husus nedir? Bazı diziler de bu konu ele alınıyor, siz neler düşünüyorsunuz?

Bitkisel hayat ile beyin ölümü karşılaştırılıyor. Aralarında fark var. Bitkisel hayatta 10-15 yıl sonra hayata geri dönenler olurken, 4 doktorun tanı koyduğu beyin ölümünde ise geri dönüşüm olmuyor. Bir tarafta solunum atmaya devam ederken diğer tarafta solunum atmıyor. Vatandaşlarımızın bazı dizi senaryolarına aldanmamalarını rica ediyorum. Zira, dizi setiyle gerçek hayat çok farklı.

İlginizi çekebilir:  Giresun nasıl bir turizm şehrine dönüşebilir?

Organ bağışına ihtiyacı olan hastaların yaşamla bağı, öncelikleri ve hayata bakışı ve hayatı anlamlandırmaları ne şekildedir?

Özellikle diyaliz hastaları üzerinde durmak istiyorum. Giresun’da 400’ü aşkın, Türkiye genelindeyse 60 bine yakın hastamız mevcut. Haftanın 3 günü Diyaliz Merkezine gelmek zorundalar ve yaklaşık 3 saat boyunca orada kalmak durumundalar. Diyaliz öncesi ve sonrası iki farklı kişiliğe büründüklerini biliyorum. Çünkü hafta da 9 saat bir yatağın içindesiniz. Bu ister istemez insanı etkiliyor. Tüm bunlara rağmen hastalarımızın bir çoğu yaşamla barışık. Hayata güzel gözlerle bakmayı biliyorlar. Tek öncelikleri var, o da organ nakli.

Diyaliz hastalarının (teknolojiye göre) yaşam süresi nasıldır?

Teknoloji geliştikçe cihazlarda gelişti. Geçmiş yıllarda diyalize giren bir hasta 5 ile 7 yıl arası yaşarken, günümüzde 15 ile 17 yıl arası yaşamaktadırlar.

Bundan sonra ki hedefleriniz nelerdir?

Türkiye genelinde “Ölüme Gol” adlı sergimi açmak. Ülkenin dört bir tarafında yer alan üniversiteler de seminerler vermek. 2014 yılında Giresun’dan İstanbul’a kadar uzanacak “Ölüme Gol” adlı yürüyüşümü gerçekleştirmek.

Destek gerektiği yerde verilirse değer kazanır diyerek değerli arkadaşımız Fırat Akyol’a gönüllü olarak yürüdüğü bu anlamlı yolda yılmamasını diliyor, anlatımları için teşekkür ediyoruz. Yolun daima açık olsun.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın