Projeler

Hidrojen Enerjisi ve Karadeniz’in Hidrojen Potansiyeli

Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

100px-Hydrogen-sulfide-3D-vdWSon yıllarda tüm dünyanın konuştuğu fakat gereken önemi tam olarak vermediği yenilenebilir enerji kaynaklarını birçoğumuz bilmekteyiz. İlk akla gelen yenilenebilir enerji kaynakları rüzgar, güneş, dalga, jeotermal enerji gibi kaynaklardır. Hidrojen enerjisi de yenilenebilir enerji kaynakları arasında bir ara konuşulmuş fakat çeşitli nedenlerle pek fazla gündemde tutulmamıştır. Bu nedenler arasında en popüler olanı suyun hidrolizinin maliyetidir. “Peki Karadeniz’in bununla ne alakası var?” diye düşünebilirsiniz. Gelelim Karadeniz’in Hidrojen potansiyeline.

Karadeniz; Türkiye başta olmak üzere Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya gibi ülkelerin akarsularıyla beslenmektedir. Ayrıca Asya ve Avrupa’daki akarsu havzalarında bulunan toplam 21 ülkeden 2.300.000 kilometrekarelik geniş bir bölgenin tüm kirlilik etkileri Karadeniz’e taşınmaktadır. Bunun yanında diğer denizlerle bağlantısını küçük bir boğaz yardımıyla yapmaktadır. Bu da su sirkülasyonunun yeterli olmaması ve onu diğer denizlerden izole etmiş olması anlamına gelmektedir. Karadeniz’de su sirkülasyonunun olmaması ve tabiri caizse yapısının bir çanağı andırması nedeniyle yaklaşık 150-200 m derinliğin altında kalan bölgede oksijence fakir bir tabakanın oluşmasına neden olmuştur. Yani Karadeniz’de canlılık yalnızca 150-200 m derinlikte bulunmaktadır ve bu derinlikten sonra ayrıştırıcı bakteriler hariç hiçbir canlılık faaliyeti bulunmadığı tahmin edilmektedir. Ayrıca Karadeniz’in tuz oranı diğer denizlerin oldukça altındadır. Şöyle ki, Akdeniz’in tuzluluğu binde 35’leri bulurken Karadeniz sadece binde 17 civarındadır. Bu özelliği de ona acı su niteliği kazandırmaktadır. Diğer denizlere boğaz vasıtasıyla bağlantılı olduğundan boğazın alt kısımlarında tuzlusu akışı olmaktadır. Bu durum Karadeniz’de düşük tuzluluğa adapte olmuş deniz canlılarının ölmesine ve dip kısımda birikmesine neden olmuştur. Oksijensiz ortamda devreye giren anaerobik bakteriler Karadeniz’in dip sularında Hidrojen Sülfür (H2S) gazı miktarını arttırmıştır. Karadeniz ortalarına kurulacak olan platformlarla Hidrojen Sülfür’ün yüzeye çıkarılma maliyeti azaltılmış olacaktır. Giresun, Zonguldak, Samsun, Sinop açıklarında Hidrojen Sülfür’e ulaşmak daha kolaydır.

İlginizi çekebilir:  Giresun'da yetişen Isabella üzümünü tattınız mı?

Karadeniz dip sularında bulunan toplam Hidrojen Sülfür potansiyeli dikkate alındığında elde edilebilecek Hidrojen miktarı oldukça fazladır. Karadeniz dip sularında bulunan Hidrojen Sülfür’ün %100 ayrıştırılması sonucunda yaklaşık 268.823.000 ton hidrojen elde edilebilir. Bu miktardaki Hidrojenin enerji olarak kullanılması durumda sadece Karadeniz Bölgesi’nin yaklaşık 180 yıllık enerji ihtiyacı karşılayabileceği düşünülmektedir. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları da dikkate alındığında bu değer 350 yıla çıkmaktadır. Bu sayede elde edilecek Hidrojenin ekonomik değeri yaklaşık 700-800 milyar Dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Ayrıca Hidrojen Sülfürün ayrıştırılmasından elde edilen Hidrojen, suyun elektroliziyle elde edilen Hidrojen’den maliyet açısından yaklaşık 3 kat daha azdır. Bununla birlikte Hidrojen Sülfür’ün ayrıştırılması sonucunda açığa çıkan yan ürün olan Kükürt endüstriyel alanda kullanılabilmektedir. Bu da ülke ekonomisi açısından artı bir kazanç olması demektir.

İlginizi çekebilir:  Giresun'da saat kulesi tartışması / Tarafsız değerlendirme

Tüm bunların yanında fosil yakıt kaynaklı sera gazlarının salınımı nedeniyle oluşan küresel ısınmanın ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi Hidrojen gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasıyla mümkündür.

Sonuç olarak Türkiye Hidrojen enerjisi potansiyeli açısından şanslı bir ülkedir. Bu nedenle Karadeniz’de bulunan Hidrojen Sülfür’ün etkin bir şekilde kullanılması için gerekli bilimsel araştırılmaların daha etkin yapılması ve uygun teknolojik alt yapıların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Hidrojen enerjisine geçişin bir an önce sağlanması ülkemizi enerji ithal eden ülke konumundan ihracat eden ülke konumuna getirecektir.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

13 Yorum

  • Karadeniz Kamp Alanları – Yemyeşil Yaylalar…

    Karadeniz turları ayrıca kamp etkinlikleri de düzenliyor. Her sene ilkbahar ve yaz aylarında üniversitelerin ve liselerin kamp toplulukları tarafından ziyaret edilen Karadeniz kamp alanları, ayrıca turlarla gelen ziyaretçilerini de ağırlıyor.

    http://www.karadenizturlari.com.tr/

  • akkuyu’ya nükleer haberinden sonra aklıma tekrar geldi bu yazı. Heeeeyy gidi Giresun. Sen de ak pak olurdun ne güzel şu Hidrojen meselesi hayata geçirilse…

    • Akkuyu’nun yanında bir de Sinop nükleer santrali var tabi. Karadeniz’e etkileri ile ilgili bir yazı yazacağım yakında. Teşekkürler.

  • olayın heyecanına gelllll…. bu varya liman faaaliyetlerini de coşturabilir değil mi… ilk kez duydum böyle bişey…ve çok heyecan verici. Bu eğer Evelallah’ın izniyle hayata geçerse sadece Giresun değil ülke çağ atlar. Hatta 2 – 3 çağ birden atlar. :) bide Giresun’un artık fındığıyla birlikte hidrojeni de meşhur olur. :) Helâl olsun valla. Ben bunu bimere yollayacağım İnşallah. Kaçmaz fırsat gibi duruyo ama hadi hayırlısı…

      • Fatma Hanım, Giresun Blog’da yayınlanan yazıların diğer bloglarda yayınlanmasına müsade etmiyoruz genelde. Ama konuyla çok ilgili olduğunuzu gördüm. Eklemenize tek seferlik müsade ediyor ve arama motorlarının sitenizi kopya içerikli blog olarak saymaması için yazımızın linkini yazınızın sonuna eklemenizi tavsiye ediyoruz.

        • ben hep öyle yapıyorum zaten. Haber niteliği bulduğum için önce kendimce anlatır sonra da haberin aslı için linke tıklayın yazar ve orjinaline yönlendiririm. Öyle bi kopyalama niyetim yok aslında dediğiniz gibi. Bi de unutmadan bimere de bir dilekçe yazdım bu yazıdan sonra. Artık isteyenin bir yüzü diyelim tevekkülü Allah’a bırakalım. Ne’delim ta :)

    • Fatma Hanım bu konu yıllardır bilim adamları tarafından dile getirilmiştir. Ancak nedense devlet adamları konu ile ısrarla ilgilenmemektedir. Hem denizin temizlenmesi hem de enerji üretimi açısından ülkemize çok faydalı olacağı aşikar. Bürokratik nedenlerden dolayı olsa gerek üzerinde durulmamaya devam edilmektedir. Ayrıca ilginize teşekkür ediyorum.

  • Murat Bey çok haklısınız. Yazdıktan sonra birkaç sefer kontrol etmeme rağmen gözden kaçırmışım. Bu hata için siz dahil bütün okuyuculardan af diliyorum.

  • yazıyı okurken yazının içeriğinden çok “yenilebilir” kelimesi beni rahatsız etti. aslında bu kelime “yenileNEbilir” olması gerektiğini düşünüyorum. başarılı bir çalışma olmuş…

    • Yazarımızın yazmış olduğu yazı üzerinde, bizim (denetleyenler olarak) gözden kaçırmamız oldukça komik olan bu detay için yapmış olduğunuz nazik uyarı için çok teşekkür ederiz.