Sahafzade Bülten

Sahafzade Bülten – Ağustos 2014 – Giresun Blog Özel Sayısı

Sahafzade Bülten
Sahafzade Bülten
Yazan: Giresun Blog
Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Giresun Sahafzade Kitabevi’nin aylık çıkardığı edebiyat ve sanat bülteninin tüm sayıları Giresun Blog’da! Bülten, geçtiğimiz Haziran ve Temmuz ayında olduğu gibi Ağustos ayında da Giresun Blog’a özel sayısını çıkardı. Giresun Blog özel sayılarına diğerlerinden farklı olarak basılı değil, online ortam üzerinden erişebileceksiniz.

Sahafzade Bülten Ağustos ayı Giresun Blog özel sayısı için 1 yıl boyunca yazılan yazıların en iyilerini derledi. İçeriğe bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz!

[accordions ] [accordion title=”Şiir – Ahmet Orion” load=”hide”]Seni hiç çırılçıplak soyup birine verdiler mi?

İçine işledi mi acısı?

Kalbini sormadım bile.

Çocukluk beyaz donundan utandın mı?

Yırtıldın mı taaa derinden?

Seni morarttılar mı bin bir yerinden?

Ağladın mı hıçkırarak, yoksa

Yoksa bağırdın mı yırtınarak.

Ölüyorum.

Ölüyorum.

Ölüyorum ve kimse farkında değil. Ben bile.

Çekiyorum içten içe sigaranın dumanını

Sonra basıyorum kahkahayı

Gidiyorsun ya

En çok buna gülüyorum

Sigara parmaklarımın arasında

Gecenin bir yarısı

Karabasanlar mesai de

Ben de pencerenin en ücra yerinde

Babam görmesin diye.

İçiyorum sigaramı

Kafam iyi

Sen daha iyisin

Güzelsin de üstelik

Üzerimde bir gecelik

Bir gecelik adamın kokusu

Ve sigaranın dumanı

İyi geceler bayım

Ölmek zamanı.[/accordion] [accordion title=”Bunları da hatırlayalım” load=”hide”]2014 Yunus Nadi Ödülünü roman dalında “General Uçtu” adlı yapıtıyla Mehmet Zaman

Saçlıoğlu’na verilmiştir.

  1. Orhan Kemal Roman Armağanı ”Çıplak ve Yalnız” romanının yazarı Hamdi Koç’a

verilmiştir.

2014 Necip Fazıl Hikâye Ödülü “Hiçbir Şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi” kitabıyla Güray

Süngü’ye verilmiştir.

60 kere düzenlenip yedi defa ödüle layık eser bulamayan Sait Faik Hikâye Armağanı 2014’te

Mahir Ünsal Eriş’in “Olduğu Kadar Güzeldik” hikâye kitabına verildi.

2013 yılının Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü roman dalında Beşir Ayvazoğlu’nun Ateş Denizi

romanına, Hikâye dalında Aykut Ertuğrul’un Mümkün Öykülerin En İyisi kitabına, şiirde

Ali Ural’ın Gizli Buzlanma eserine, deneme kitabında Nazım Payam’ın Ses ve Yaz eserine

verilmiştir.

Nobel Edebiyat Ödülü 2013 yılında Alice Munro’ya verilmiştir. Nobel Edebiyat Ödülünü kabul

etmeyen tek kişi Fransız yazar Jean-Paul Sartre’dir.[/accordion] [accordion title=”Hayal – Merve Eda Geçer” load=”hide”]Tahminimce çoğu insanın hayali vardır. Peki, nedir bu hayal? Yıllarca bizi peşinden sürükleyen

midir, yoksa anlık hevesler mi? Hayır, hayal dediğin; gözümüze “imkânsız” gibi gözüken sonunda da

“imkânsız” diye bir şey olmadığını kanıtlayan yaşama gereklerimizden biridir. Nasıl ki bir insanın eve,

güneşe, yemeğe ihtiyacı varsa bir hayale de ihtiyacı vardır. Bir hayalimizin olması bir hedefimizin

olması demektir.

Hayalsiz bir insan hedefsizce uçan bir kuşa benzer. Nereye gideceğini bilmeyen kuş mu daha iyidir

yoksa her yıl sıcaktan sıcağa göç eden kuş mu? İnsanın bir hayali olursa onu elde etmek için her yolu

dener, çabalar. Ama bazen korkar insan. Hayalini kendi boyunu aşmış sanır ve ona ulaşamayacağı için

korkar. Hayali için sarf edilen emekleri boşa harcamaktan korkar.

İlginizi çekebilir:  Sahafzade Bülten - Şubat 2014 Sayısı

Etrafınızdaki doktorlara bakın. İş adamlarına, oturduğunuz evi döşeyen iç mimarlara, mühendislere

de bakın. İşte onlar, haylini gerçekleştirmiş kişilerdir ve yaptıkları işin ardından gururla gülümseyen

kişilerdir. Hayalleri onlara “imkânsız” olmadığını gösterip, onların hayalini gerçek kılmıştır. Benim

hayalim Adli Tıp Doktoru olmak. Ve ben şu anda merdivenin en alt kısmındayım. Hayalim ise en üst

basamakta. Evet, belki bu hayali gerçekleştirmek için çok basamak çıkmam gerekecek fakat en üst

basamağa çıktığımda çok mutlu olacağım. Şimdiden hayalim bana imkânsız geliyor, korkuyorum ama

benim bir hayalim var. Eğer bu hayali gerçekleştiremezsem bununla ilgilendiğim her günümü boşa

çıkarırım.

Unutmayın ki insan hayalleriyle insandır. Hayalinize inanmalı, ona ulaşmak için tüm gücünüzü

kullanmalısınız. Pişman olmayacaksınız. Sizin hala bir hayaliniz yok mu? Eminim ki beyninizin içinde

bir yerlerde gerçekleştirmeyi çok istediğiniz bir şey vardır. Onu bulmaya çalışın. Hayallerinizin

peşinden koşup, kitapların sihirli cümleleri arasında kaybolmanız dileğimle.[/accordion] [accordion title=”Mehmet – Bengisu Akkurt” load=”hide”]Mehmet,

Mehmet olsun.

Kına kokan her bebeğin

Adı Mehmet olsun.

Mehmet’in beşiği ahşap oymalı.

Beşiğe bir de cevşen koymalı.

Beşiğin büyümez, sen büyü Mehmet.

Beşiğe daha nice

Mehmet sığmalı.

Uzattım parmağımı

Tutuver Mehmet.

Elimi bir güçlü

Sıkıver Mehmet.

Ağır olur dökme demir tüfeği

Bileğin gevşek bırakma Mehmet.

Hepsinden önce sen büyü Mehmet

Sabah sisi değil bu karanlık

Şu dumanlı büyüyü bozuver Mehmet.

Sana ninni söylemem,

Hiç bilme Mehmet.

Ninni nene lazım

Sana marş gerek

Arşı alaya selam ol Mehmet.

Yağmur yağıyor

Vuruyor cama.

Yağmur yağıyor

Yağıyor ama

Yerde su kirli akıyor Mehmet.

Bu yabancı adım, bu kirli postal

Yere besmelesiz basıyor Mehmet.

Ağzın hep süt kokuyor Mehmet.

Yanından cevşeni

Ayırma Mehmet.

Elinden tüfeğin

Bırakma Mehmet.

Toprağın rengi

Her yerde aynı.

Cepheyi cepheden

Ayırma Mehmet.

Durmasın cebinde

Kefen parası,

Bir yetimin avucuna

Koyuver Mehmet.

Büyü büyü

Büyü bozulsun.

Ninni nene lazım,

Sana marş gerek.

Arşı alaya selam ol Mehmet![/accordion] [accordion title=”Şiir – Ali Refik İslam” load=”hide”]Ve bir kez daha ertelendi,

Buluşma tarihimiz ileri zamana

Ellerimin ellerine özlemi biraz daha sürecek

Gözlerim gözlerinden biraz daha uzak kalacak

Sana olan özlemim artacak biraz daha

Ve bir kez daha arttı sana olan sevgim

Her geçen saniye arttığı gibi

Biraz daha benimsedim uzaklık kavramını

Fotoğraflarına biraz daha fazla bakar oldum

Limanımda seni dinler oldum yine

Sensizliğin sessizliğinde…[/accordion] [accordion title=”Hayatı Sevme Alışkanlığı – Şahinde Bıçak / Bulancak Anadolu Sağlık Meslek Lisesi” load=”hide”]Gözlerini açtığın andan itibaren başlıyor senin dünyan. Yokluyorsun sol tarafını ve eksik birkaç

parçaya rastlıyorsun orada. Sevgi kırıntıları, umutsuzluklar, keşkelerle dolu pişmanlıklar, korkular

ve yılgınlıklar, sanki bütün bunlar düzelmeyecekmiş gibi. Çok değişik acılar yaşayanlar var, kötü ve

iyi tecrübeleri olanlar. İnsan idrak edemiyor hıçkıra hıçkıra ağlarken ağız dolusu gülmenin verdiği

İlginizi çekebilir:  Sahafzade Bülten - Haziran 2013 Sayısı

mutluluğu. Neyse deyip geçemiyor da. Oysaki kırılan kalbini tam anlamıyla onarabilecek olan yine

sensin. Umutsuzluk dalgasının seni alıp götürmesine izin vermeyecek olan cesaretle attığın adımlarını.

Keşke yapmasaydım deme, yaşanıp biten bir şeyi geri getirmek mümkün değilken kalbine eziyet etme

sen. Her ne olursa olsun yaşamanın verdiği mutluluğu hisset. Ciğerlerine kadar çektiğin hava bırak

huzur depolasın bütün benliğine. Her şeyi değiştirmek kendi ellerinde. Ne kadar iyi bakabildiğine

bağlı gördüklerinin güzelliği. Her zaman bir şans vardır hatırlat bunu kendine. Ne acılar ilk günkü

gibi tazeliğini korur ne de öfke yaşandığı o an gibi yoğun olur. Yüzünün güldüğü dakikalar önemli

olan. Gülmene sebep olan şey seni ümitli kılan. Boş vermek öyle kolay şey değil tabiki de. Ama kolay

değil diye hiç başlamamakta olmaz. Bir yerden başlayacaksın umursamaz olmaya. Seni inciten,

kıran, sinirlendiren şeyleri göz ardı etmeyi öğreneceksin zaman içinde. Zaman hiç geçmiyormuş gibi

görünse de sükûnetini koruyup azıcık sabır gösterdikten sonra bir bakmışsın kapanmış yaraların.

Öğrenmişsin artık kafaya takmamayı. Değişti diyecekler eski seni bulamayınca. İncindiğin noktaları

yakalayamayacaklar artık. Öyle güçlüsün ki sen şaşırtacaksın içten kahkalarınla. Hayatı sevme

alışkanlığı edinmişsin bir kere. Yaşadıklarından ders çıkarabilecek vaziyettesin. Tecrübelerini küçük bir

tebessümle anımsayacak, hayırlısı buymuş demeyi de dilinden eksik etmeyeceksin artık. Yaşanması

gerekiyormuş yaşandı ve bitti diyeceksin ve bütün bunlardan sonra en önemli şeyin sağlık olduğunu

daha iyi anlıyorsun. Sağlıklı ve dinçsen her daim güzelsin sen. Gözlerinin içi gülüyorsa eğer yok senden

güzeli. Kim ne derse desin umursamıyorsun ve gözlerini kapayıp havadaki mutluluğu içine çekiyorsun.

Mutluluk her yerde saklı bunun bilincindesin. Küçük bir çocuğun masum yüzünde, annenin sevgi dolu

kalbinde, babanın güvenli omuzlarında, birlikte huzurlu hissettiğin dostlarında. Güzel günler yola

çıkmış geliyorlar değil, güzel günler senin şehrine geldiler ve tek tek gelip bulacaklar ikamet ettiğin

yeri. Öyle hepsi bir anda çıkıp gelmiyor. Değerini bil ve yaşadığın her şeyi hatırla istiyorlar, onları

heyecanla bekliyorsun sende.

Güzel günlerin seni bulup hayatını anlamlı kılması, gözlerinin daha çok ışıldaması, kalbinin kuytu bir

köşesinin bile güneş görmesi dileklerimle.[/accordion] [accordion title=”Fatma Civelekoğlu Geçer” load=”hide”]Uçurtmanın kontrolünü sağlayan ip kadardır kadının hayatı.

Anlamaya çalışıldıkça yazılan yazıldıktan sonra okunmayan yazının üzerinden asırlar geçti.

Bilmedik! Bilmek istemedikçe yorulduk. Anlamaya giden sürecin önüne yaşam telaşesini

koyduk. Potansiyelimizin farkına bir fırsat vermeden türlü meşgalelerle zaman akıp geçti.

Sığınmalar pencereden baktı ve kadın bir camı hedef aldı gözüyle. Neyi beklediğini bilmeyen

onlarca insan gibi o da sabit halde düşünüyor. Dalmış uzaklara.. Issızlığının uzaklığını

ölçmeden. Ne olduğunun bilincinde değil, adına biz “gözüm daldı öylesine” deriz. Oysa

durum bu denli basit değil. Anlamadık!

Bendeki düşünce de kadın hep dünyanın merkezidir.

İlginizi çekebilir:  Sahafzade Bülten - Temmuz 2013 Sayısı

Evde, işyerlerinde, tarlada kadın huzursuz. Beklentileri rahatsız, geleceği telaşlıdır. Kaygı

aile kazanç ise anne olmak duygusu. Daha da bir şeyler yapmalı hep daha da-sını yapmalı.

Çünkü merkezdir kadın. Hem evlat, hem eş, hem anne, abla, kız kardeş en önemlisi kabil-
i emanettir. Uçurtmanın kontrolünü sağlayan ip kadardır kadının hayatı. Mustafa Kemal

Atatürk “Dünyada her şey kadının eseridir” diyerek şöyle devamını getirmiştir. “Kadının en

büyük vazifesi analıktır! İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu vazifenin

ehemmiyeti layıkıyla anlaşılır.”

Eğitimli ve bilinçli kadınla geleneğin yetiştirdiği kadın arasında gökkuşağı kadar fark vardır.

Hangisi olmalı ne kadar olmalı hep doyumsuz cevabı. Savaşa giden eşinin yolunu gözleyen

kadın örnekleri tarihte kaldı. Yıllar ardı ardına devam ettikçe zehir zemberek, tuttuğunu

koparan kadınlar daha da çoğalmaya başladı. İyi midir, bunun adı gelişim midir her daim

söylevlere açık bir konu. Bilinen gerçek yetersizliğin başladığı yerde kadının devreye girmesi.

Azmin kolunu bacağını farklı yerlere monte eden kadınlar. Var olun dünya çok şey öğrenmeli

sürekli düştükçe ayağa kalkan kadın modellerinden. Her ayağa kalkış da farklı kadın geliştiren

kadınlar çok yaşayın. Bu dünya da babasız evlat okudum (İsa r.a), annesiz evlat duymadım

ben. Anaerkil toplumdan babaerkile dönüş, kadınlara sorulmadı, sorulmalıydı. Nedeni ise

imamın ölen kişiyi toprağa verdikten sonra sorduğu soruydu. “Ey Havva kızı duydun mu?”

İyi de yaşamımız boyunca baba seceresinin kaydını tutanlar, imam ile arkadaşlık etmemişler

hiç. “İmam Efendi; nüfus kütüğünde baba hanesinden takip ediliyordu, hatırlatalım” diyorlar

mıydı. Demiyorlardı tabiki. Gerçek; yaşarken baba adıyla ölünce anne ismiyle çağrıldığımızdı.

Toplum erkek egemenliğini kabul etmiş fakattt analarımız gibi eşler bulamadıkça 1 yıl veya 2

yıl sonra ya da 5 ay sonra yol verdik kadınlara. Verilen yoldaki kadınlar dönüşüm süreçlerinin

her rengine büründüler. Güçlü olan ailesine ve mesleğine sarıldı, güçsüz olanlar bıçak sırtı

hayatlara gebe kaldı. Kendim iki tarafı da kabul ediyorum. Ya sizler??[/accordion] [accordion title=”Ağustos Ayı Yeni Çıkanlar Listesi” load=”hide”]1. Garip Şiir hakkında Düşünceler — Orhan Veli Kanık

  1. Aldatmak — Paulo Coelho

  2. Ardında Bıraktığın Kadın — Jojo Moyes

  3. Gece Yarısından Sonra — Tess Gerrıtsen

  4. Uzak Kıyılar — Krıstın Hannah

  5. Kuran’ın Yarattığı Devrimler — Yaşar Nuri Öztürk

    1. Kız — Tami Hoag
  6. Açık Denize Yolculuk — Cemalnur Sargut

  7. Edebiyatın Aykırı Çocukları — Andrew Shaffer[/accordion] [accordion title=”Giresun’da okunanlar listesi” load=”hide”]1. Elif Gibi Sevmek

  8. Kürk Mantolu Madonna

  9. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

  10. Tut Elimi (Nefes Serisi)

  11. Allah De Ötesini Bırak

  12. Deliduman

  13. Ardında Bıraktığın Kadın

  14. Ben, Malala

  15. Beyoğlu’nun En Güzel Abisi[/accordion] [accordion title=”13 ile 18 yaş arası okunanlar listesi” load=”hide”]1. Aynı Yıldızın Altında

  16. Uyumsuz, Kuralsız, Yandaş Serisi

  17. Tut Elimi, Benimle Kal Serisi

  18. Melez Sözleşmeleri

  19. Şimşek Hırsızı Serisi

  20. Hobbit

  21. Tatlı Bela Serisi

  22. Olimpos Kahramanları Serisi

  23. Bukre[/accordion] [/accordions]

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın