Röportajlar

Sokağın ruhu: Derviş Ağabey

Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Bir cumartesi günü kalabalık gazi caddesine doğru, sokağın tozunu yutmaya hevesleniyorum. Gözlerimle sokağın halkına, şenliğine ve coşkunluğuna tanık ederken bir yandan da şen kavramının hakkını veren caddelerimizin, sokağımızın özgür sokak sanatçılarına denk geliyorum. Son zamanlarda çok denk geliyorduk fakat artık birer birer çoğaldıklarını görmek ve caddelerce enstrüman ve seslerinin yankılanışlarıyla insanlarımıza enerjilerini empoze etmelerini görmek ve hissetmek … Eşsiz ve mutluluk verici.

Şöyle bir düşünüyorum da zenginleşmek; sanatı, sokak müziğini ve daha nicesinin şehrimize iğne iplik gibi işlenmesi ile gerçekleşecek.

Derken, sizlerle Gazi Caddesi mevkiinde bulunan Sanat Sokağı’na giriverelim diyorum. Bilenler…bilmeyenler. Ayrım yok! Curcunanın arasından sıvışıverin oraya, zaten merdivenlerden çıkarken karşılaşacaksınız Derviş Ağabey ile…

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp der atalar ve niceleri. Sanatçının var oluşuyla güne doğar, sokağın özgürlüğü.  Kim bilir…

Kuracağımız bağın kesiştiği nokta ise; eşsiz yeteneği ve naçizane kafeslerimizden sıradanlaştırılmaya çalışılan düzenin insanı olmaktan sıyrılarak, ezilenin ve sokağın mavi umudu olmayı başaran… Ayrıca el emeği otantik takı tasarım ürünleri ve seramik üstüne doğaçlama işleme sanatçılığının hakkını veren: Derviş Ağabeyimiz…

Bir yudum sohbetini almadan, yanından geçmeyin derim!

E ben de bu soru-cevap sohbetimizi yazıya dökerek, sizlerle paylaşmak istedim. Gelin, röportajımızı okuyun…

whatsapp-image-2017-01-03-at-22-32-36– Sizce niçin sevmekten, iyilikten, özgürlükten ve saygınlıktan yoksunuz?

  • Öncelikle sevgiyi, sevginin nedenleri oluşturur. Nedenler de sevgiyi sorgular. Çünkü nedensiz sevgi diye bir şey yoktur. Sevgiyi oluşturabilmek için nedenler gereklidir. Bizim sorunumuz nedenlerimizi yitirmekten. Sevgiyi yitirmiyoruz, sevgiyi yok edecek nedenlerle boğuşuyoruz.

İyilik, iyilik kavramı çok göreceli bir kavram. Bana göre iyilik olarak görülen bir şey, sizlere göre iyilik olmayabilir. Ama bir gerçek var ki; tüm dinler önce bize insan olmayı emreder. Zaten iyilik insan olmanın evrensel boyutudur.

-En son hangi kitabı elinize aldınız ve yüreğinize dokundu?

  • En son okuduğum kitap, ‘’ İmam Cafer Buyruğu’’ Ama hayatımda beni en çok etkileyen kitap, ‘’Yüzyıllık Yalnızlık’’ tır. O kitap beni çok etkilemiştir. (Gabriel García Márquez tarafından yazılan bir kitap.)  Yine Dinamo’nun ‘’Kutsal İsyan’’ ve ‘’Kutsal Barış’’ ı, Erol Toy’un ‘’Kuzgunlar ve Leşler’’ kitabı benim için her zaman başucu kaynağı oldu. Ama uzun zamandır kitap okumuyorum. Nedense kitaba karşı bir küskünlük başladı.
İlginizi çekebilir:  Giresun'un tarih sahnesindeki büyük rolü

-El emeği ve göz nuru işlemeli seramik sanatına ve takı tasarım yolculuğuna hangi adımla ayak bastınız?

  • İnsanlar sanatı: resim yapmak, heykel oymak, şiir yazmak, müzik yapmak ve enstrüman çalmak olarak düşünüyorlar. Ama asıl sanat, insan olabilmektir. Benim sanata yolculuğum, insan olmayı araştırmamla başladı. Benim için sanat, önce insan olabilmektir. Ha bir de şu var: Sanat Tanrı’nın insanlara verdiği bir sorumluktur. Çünkü Tanrı o insana, başkasının göremediğini görme yeteneğini vermiştir.

Sanat benim yaklaşık olarak 45 yıllık yol arkadaşlığım. 45 yıldır sanatla iç içe yaşadım.  Bunun belli dönemlerinde büyük küskünlükler yaşadım sanata karşı… Ama yeniden bir şeyler yapmaya başladım. Çünkü burada yeni bir şeyler yapılması gerekiyordu.  Ve bunları yaptım.

Sanat benim hayatıma küçük yaşlarda girdi. Çok şanslıydım, çok iyi hocalarım vardı.  Ve bu hocalarımın çok çok büyük katkıları oldu. Bunların yardımıyla ortaya iyi şeyler çıktı. Ama sanata küskün olduğum dönemlerde sanatı araştırdım. Sanatın özünde bir trajedi vardı. Yani biz buna sanatın ruhundaki felsefe de diyebiliyoruz. Sanatın ruhundaki felsefeye indiğim anda farklı bir boyutu oluşturdu.

-Bu taşa bu toprağa ve bu gökyüzüne, Giresun penceresinden bakmak neler hissettiriyor?

  • Bir sanatçı evrenseldir. Olaya evrensel olarak bakar. Evrensel olarak bakan insan, Giresun’un, Çanakkale’nin, Edirne’nin veya İzmir’in gözüyle bakmaz. Ama o yaşadığı şehrin dokusunu hissedebilir.
İlginizi çekebilir:  Giresun Blog sinema imza kampanyası Art Unlimited dergisinde

Giresun’un sanata bakış açısı ya da Giresun’da sanat adına gördüğüm şeyler beni genellikle çok üzüyor. Çünkü sanat burada popüler kültür olmuş, bu üzücü bir şey. Ve burada azınlıklarla beraber çok büyük ve beyin göçü oluşmuş. Burada yetişen bir çok sanatçı şuan, İstanbul’da İzmir’de ve çok farklı şehirlerde yaşıyor. Burayı terk ediyorlar ve bu da Giresun’u sanat açısından her gün biraz daha yalnızlaştırıyor. Zaten benim de inadına burada kalma nedenlerimden birisi de bu. Çünkü Giresun çok şeyi hak ediyor.

Buradan göçen birçok sanatçı, ekonomik kaygıları yüzünden göçtü. Bir kısmı da kendilerini ifade edemediği için göçtü… Bir kısmı da yaptıklarının anlam kazanamayacağını düşündükleri için gitti. Ama buradan giden her birey, beraberinde bir taşı, bir kayayı beraberinde sürükledi.

-Avrupa’ya kadar yayılan eserleriniz olduğunu bilenler biliyor. Bilmeyen dostlara bu aydınlanma gerçeğinin nasıl gerçekleştiğini anlatsanız?

  • 200’e yakın eserim Avrupa’nın farklı yerlerinde, ülkelerinde… Çünkü buraya gelen yabancılar eserlerimden aldılar. Kendi ülkelerine götürdüler. Bunun başında İsviçre geliyor. İsviçre’de hemen hemen 50’ye yakın eserim var. Yunanistan’dakiler beni en çok gururlandıran… Eserlerimi gören insanlar buradan görüp aldılar. Ben gönderdim, isteyenler oldu. Özel bir pazarlama tekniği oluşmadı. Tamamen buradaki insanlar gördü.

Avrupa’daki el yapımı çalışmalar çok çok değerli. Elde yapılan çalışmanın ikinci bir tanesi olmaz. Sanatın en büyük özelliği, DNA gibi. Buradaki eserlerin çoğu aynı gibi. Ama incelediğiniz zaman büyük fark olabiliyor.

-Yaşadığımız şehrin kültüre bakış açısını nasıl gözlemliyor ve değerlendiriyorsunuz?

  • Yaşadığımız şehir, geçmişte bir kültür merkeziydi. Ki çok büyük sanatçılar çıkmış, bunlardan birisi Hasan Ali Yücel, Can Yücel, Aziz Nesin, Can Akengin, İdil Biret, Haldun Karadeniz, fotoğrafçı Ara Güler… Bu sanatçıların gücüyle birlikte, kırsaldan gelenler burada hızlıca köy kenti oluşturmuş.
İlginizi çekebilir:  Bülent Öztürk ile Ahşap İşlemeciliği Üzerine Konuştuk

Ve şimdi kitap imza gününden geliyorum ve imza gününde tahminen 40 kişi vardı. Ve bu şu an Giresun’un sanata bakış açısını gösteriyor… Şimdi tiyatroya gidiyorsunuz, tiyatro da hep aynı yüzleri görüyorsunuz. Sanat çok az kişiye hitap ediyor burada. Ama bu bizim sanat yapmamızı engelleyemiyor.

Sanatçılar genellikle toplum için sanat yapıyorum diyorlar. Ama sergilerini lüks otel ve galerilerde açıyorlar. İnsanlar Can Akengin Sanat Galerisinin yanından geçerken bile korkuyorlar. Sokak ya, sokak… sokaktan çöpçüsü de geçiyor, başbakanı da.

-Peki sizce bulunduğumuz sokak ‘’Sanat Sokağı’’ sizce ismini nitelendiriyor mu?

  • Hayır. Aslında biz buranın sanat sokağı olması için çok uğraştık. Önceden insanlar buradan inemiyordu bile. Ama biz mücadele ettik. Burası yapılırken çok aceleye getirildi ve plansız yapıldı. Taşlar, dayatılmış kültür gibi geliyor. Önceden ufak ufak taşlar vardı, yamuk yumuktu ama arasından otlar çıkardı. Ama bizim sokağımızdı o. Ama şimdi… Bunlar hep dayatılmış gibi geliyor. Tamamen projesiz bir çalışma oldu. Bir sanata hitap ediyor mu? Etmiyor.

-Sanat, sanat için mi yoksa toplum için midir?

  • Sanat tabii ki toplum içindir. Sanat bir ayıklanmadır. Hacı Bektaşi Veli’nin bir sözü vardır; ‘’ Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.’’ Sanat bir aydınlanmadır. Dünya’daki en büyük suskunluk, sanatçının suskunluğudur. Sanatçı susarsa, toplumlar sağır olur.

Şayet bir gün devrim gerçekleşecekse bu devrimi ancak sanat gerçekleştirir. Sanatın yaptığı devrimler beraberinde aydınlanmayı getirmiştir.

-Giresun’da bir kitap fuarı gerçekleşmiyor, biliyoruz. Sizce niçin gerçekleşmiyor?

  • Ben de bir ara kitapçılık yaptım. J. Rousseau’nun bir sözü var: İnsanlar hak edildiği gibi yönetilir. Demek ki talep gelmiyor ki, insanlar bu konu da bir çalışma yapmıyor. İnsanların ilgisizliği yüzünden kitapçılığı bırakmıştım. Okumak isteyen insan bir şekilde buluyor. Üzücü. Giresun’un sorunu bu.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

2 Yorum

  • “(…) insanlarımıza enerjilerini empoze etmelerini görmek ve hissetmek…”

    Daha çok kitap okumalı, Türkçe konusunda daha duyarlı davranmalısın. Hevesini kırmak istemem, Giresun’da sokak yaşamını anlatan daha çok hikayeler dinlemek isterim. Selamlar.

    • Eleştiriniz için teşekkürler. Tavsiyeniz muhakkak dikkate alınması gereken bir uyarı.
      “Heves” olarak görüyor olmanız ise sizin bakış açınızdır. Bol selamlar…